Meslek Yüksekokulumuzda Doç. Dr. Mustafa Alican, İlim Geleneğimizin Büyük Temsilcisi Prof. Dr. Fuat Sezgin’i Anlattı

Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı dolayısıyla üniversitemizde düzenlenen etkinlikler devam ediyor. Bu kapsamda Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mustafa Alican, “Prof. Dr. Fuat Sezgin: Kadim İlim Geleneğimizin Son Büyük Temsilcisi” başlıklı bir seminer verdi. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu (SBMYO) tarafından düzenlenen seminere, Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, SBMYO Müdürü Dr. Mehmet Özalper, BESYO Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Kırımoğlu, akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz katıldı.

 

Doç. Dr. Mustafa Alican, Fuat Sezgin Derslikleri 103 nolu salonda icra edilen seminerde, 30 Haziran 2018 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, İslâm bilim ve teknoloji tarihi sahasındaki öncü çalışmalarını farklı boyutlarıyla ele aldı.

 

Seminerine İslâm bilim tarihine bir çerçeve çizerek başlayan ve bu doğrultuda kadim ulemanın ilme bakışına vurgu yapan Doç. Dr. Alican, Müslümanların özgün bir ilim anlayışına ve tarihine sahip olduğunu belirtti. İslâm dünyasında yürütülen üç asırlık Batılılaşma çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığına dikkat çeken Doç. Dr. Alican, Batılılaşma ütopyasının karanlık bir distopyaya dönüştüğünü söyledi.

 

Doç. Dr. Alican, Batılılaşma çabalarının başarısızlığa uğramasının en önemli sebebinin kadim ilim geleneğimiz ile Batılı bilim anlayışı arasındaki nitelik farkı olduğunu söyledi. Bilinmeye değer her şeyi bilme çabasına hayatlarını vakfeden bir ilim geleneğinden gelen Müslümanların; uzmanlaşma ve teknoloji gibi bilimin kısmî çıktılarına odaklanan Batılı idraki tam olarak temellük etmelerinin mümkün olmadığının altını çizen Doç. Dr. Alican, aksi yönde çabanın Batılı olabilmek bir yana Doğulu ya da Batı-dışı kalmayı da imkânsız hâle getirdiğini kaydetti.

 

Yabancılaşma sorununun aşılması için ihtiyaç duyulan çözümün, Müslümanların kendilerine ilişkin gerçekçi bir kavrayış geliştirmesinde yattığını ifade eden Doç. Dr. Alican, bu kavrayışın siyasî boyutuna dair tarihçi Prof. Dr. Osman Turan’ın; felsefi boyutuna dair Nurettin Topçu’nun ve bilimsel zeminine dair de Prof. Dr. Fuat Sezgin’in fikir ve uygulamalarını örnek gösterdi. Bu üç değerli bilim adamının ortak özelliğinin millî duyarlılıklarını yitirmeden küresel ölçekli yaklaşımlar üretmek olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alican, bu değerli isimlerin eserlerinin yeterince ilgi görmediğini ve hak ettikleri yerden uzakta bulunduklarını vurguladı.

 

Seminerinin ikinci kısmına Prof. Dr. Fuat Sezgin’i merkeze alarak devam eden Doç. Dr. Alican, 93 yaşında vefat eden Prof. Dr. Sezgin’in hayat boyu sürdürdüğü çalışma serüvenini binin üzerinde çalışma ile taçlandırdığını söyledi. Prof. Dr. Sezgin’in insanlığa bıraktığı ilmî mirasın büyüklüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Alican, onun başarısının çalışma disiplininden kaynaklandığının altını çizdi. Prof. Dr. Sezgin’in dil çalışmalarından, ilmî seyahatlerine ve müzeciliğe kadar birçok farklı konudaki faaliyetlerini nazara veren Doç. Dr. Alican, yaşayan ve gelecek nesillerin bu çalışmaları geliştirerek devam ettirmek gibi bir yükümlülüğe sahip olduğunun altını çizdi.

 

Prof. Dr. Sezgin’in 1956’da yayımlanan “Buhârî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar” isimli doçentlik tezinde Buhârî’nin yazılı kaynakları da kullandığını ortaya koyarak, daha önce muhaddislerin mecmualarının sadece sözlü geleneğe dayandığına dair tezlerini çürüttüğünü belirten Doç. Dr. Alican, bu eserin yeterli alakaya mazhar olmamasının ilim camiası açısından utanılacak bir durum olduğuna temas etti. Özellikle Kur’ân ve Hadis tartışmalarının ehliyet sahibi olan olmayan pek çok kimse tarafından bir yanından tutularak ayyuka çıkarıldığı günümüzde, bu eserin dikkate alınmasının önemine işaret eden Doç. Dr. Alican, çok önemli işlevler göreceğini düşündüğü eserin hak ettiği ilgiye kavuşmasını temenni ettiğini söyledi.

 

Konuşmasının son kısmında öğrencilerimize seslenen Doç. Dr. Alican, Prof. Dr. Sezgin’in ilim sahasında erişilmesi gereken seviyeyi arş-ı âlâya çıkardığını, bundan dolayı artık mümkün olmayanı da başarma azmini geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Bir günümüzün değil, bir saatimizin, hatta tek bir saniyemizin bile boş vakit olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Alican, milletimizin ve insanlığın ilmi sahadaki selameti uğrunda en küçük bir iş dahi yapma gücüne ve imkânına sahip olup da bunu yapmaktan imtina edenlerin millet, tarih ve Allah katında sorumlu olduklarını söyledi.

 

Doç. Dr. Alican’a Katılım Belgesi takdimi ile sonlanan seminerin kapanışında kısa bir konuşma yapan Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, Fuat Sezgin’in vefatıyla, çalışkan ve inanılmaz azim sahibi bir âlimi, önemli bir değeri kaybettiğimizi ama Fuat Hocanın örnek yaşantısıyla ve eserleriyle insanlığa değerli bir miras bıraktığını söyledi.

Fuat Sezgin ve Nurettin Topçu gibi isimlerin, tarihe altın harflerle kazınan erdem numuneleri bıraktığını ifade eden Rektörümüz, şu örnek tüm milletimizin gözünü yaşartacak niteliktedir dedi: “Nurettin Topçu’nun doktora çalışması, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre, birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilmektedir. Yetkili Profesör, Topçu’ya ödül olarak talebinin ne olduğunu sorar. Bir altın saat mi Amerika veya Kuzey Avrupa’ya turistik amaçlı bir setahat mi? Nurettin Topçu’nun cevabı çok saygındır. ‘Sorbonne Üniversitesinin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat Türk bayrağı dalgalansın, yeter…'”